Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sıkıntıları

Diş hekimliğinde uzmanlık yıllardır süregelen ve bir türlü sonuca kavuşturulamayan bir tartışmadır. Sorunun özüne girersek, öncelikle uzman ve doktor tanımlarının yapılması gerekmektedir.

Uzmanlık eğitimi; Sağlık Bakanlığı denetiminde devlet eğitim hastaneleri/diş hastaneleri veya diş hekimliği fakültelerinde kadroya bağlı olarak verilir. Bu eğitimde belli seminer ve rotasyonları tamamlayan uzmanlık öğrencileri son olarak bir tez hazırlayarak aldıkları o ana bilim dalına özel hastaya bakma yetkisini kazanırlar. Bu yetkiye sahip olduklarını gösteren uzmanlık belgesi Sağlık Bakanlığı tarafından verilir. Sağlık Bakanlığı yükseköğretimden sorumlu bir kurum olmadığı için diploma değil, belge verilmektedir.

Aslında diş hekimliğinde halen uygulanan doktora programları diş hekimliğinde uzmanlık ihtiyacını karşılayacak düzeydedir. Çünkü doktora programına kaydolan öğrencinin ilk iki yıl teorik ve pratik (klinik) dersler alarak bu dersleri geçmesi ve daha sonra 5 kişiden oluşan yeterlilik jürisi önünde yeterlilik sınavını vermesi gerekir. Hem ders sınavları hem de yeterlilik sınavları teorik ve pratik olarak yapılır. Yeterlilik sınavını geçen doktora öğrencisi doktora tezi hazırlamaya başlar ve ilgili ana bilim dalında orijinal doktora tezini hazırlayarak yine 5 kişilik jüri önünde savunur. Tez savunma sınavını da geçen doktora öğrencisi ilgili ana bilim dalında bilim doktoru unvanını kazanır ve bilim doktorası diplomasını alır. Doktora eğitimi sadece doktora programı açmak için gerekli koşulları yerine getirmiş üniversitelerde verilebilir. Doktora eğitim-öğretimi Yükseköğretim Kurumu (üniversite sağlık bilimleri enstitüsü) tarafından denetlenir.

Doktora eğitim ve öğretimi zor ve meşakkatli bir iştir. Doktora eğitiminde emek, para ve zaman harcanır. İlgili ana bilim dalındaki bilim doktoru unvanı tüm dünyada kabul edilen bir unvandır.

Ne yazık ki ülkemizde doktora eğitimi hak ettiği itibarı görememektedir. Diş hekimliğindeki doktora eğitimi sadece doçent ve profesör olmak için bir basamak olarak görülmektedir. Oysa ki birçok ileri ülkede doktora eğitim-öğretimin en son halkasıdır. Doktora sonrası akademik kariyerler kadroya bağlı unvanlardır.

Diş hekimliği klinik dallarında doktor olan meslektaşlarımız hiçbir haktan yararlanamadıkları gibi, hatta doktora yaptıkları için adeta cezalandırılmaktadır. Örneğin;

-Devlet ağız diş sağlığı merkezlerinde görev alan doktoralı diş hekimleri, doktorasız diş hekimleri ile aynı statüdedir. Pratisyen diş hekimi doktoralı diş hekiminin amiri olabilmektedir. Doktoralı diş hekimleri doktora dalları dışında da çalışmaya zorlanmaktadır. Uzmanlık ödeneği yoktur.
Serbest çalışan doktoralı diş hekimlerinin tabelalarına doktora diplomalarındaki doktora dalını yazmalarını Türk Diş hekimleri Birliği yasaklamaktadır.

Kısacası doktoranın doçent, profesör olmanın bir basamağı olması dışında hiçbir değeri yoktur. Evrensel bir bilim unvanı olan doktoraya sahip çıkılmamış ve çıkılacağı da yoktur.

O halde çözüm uzmanlık olmaktadır. Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) "Uzmanlığa karşı değiliz" demekte, ancak bir iki dal dışında uzmanlık çıkmaması için çalışmaktadır. Nedeni olarak iki dal dışında diğer ana bilim dallarında bilimsel verilerin olmadığını söylemektedir.

Oysa ki uzmanlık isteyen ana bilim dalları tüm bilimsel verileri TDB'ye gönderdikleri halde bunlar göz ardı edilmektedir. Genel olarak TDB ortodonti ve ağız-diş-çene cerrahisini uzmanlık dalı olarak kabul etmektedir. Bu iki ana bilim dalından farklı olarak diğer ana bilim dallarının nasıl bir bilimsel eksiklikleri olduğu hakkında en ufak bir yorumları yoktur. Örneğin; halen yürürlükte olan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'ne göre ortodonti ve diş protezi uzmanlık dalı iken TDB diş protezi uzmanlık dalını telafuz etmemesini hangi bilimsel gerekçe ile açıklamaktadır? Diş protezi artık yapılmayan bir işlem midir? Protez bilimsel ve teknolojik olarak önemini yitirmiş midir? Neye göre diş protezi uzmanlık alanı dışına çıkartılmaya çalışılmaktadır?

Uzman ve doktor diş hekimlerinden hastaların daha bilimsel tedavi almaları kaçınılmazdır. Her diş hekiminin her şeyi bilmesi mümkün değildir. Günümüzde diş hekimliği, yüz yüz elli sene öncesi gibi diş çekmekten ibaret değildir. Gelişen bilimsel ve teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmek için uzmanlık gereklidir. Tıp biliminde birok uzmanlık dalı yan dal uzmanlıklarına ayrılma gereksinimi duyarken, diş hekimliğinde uzmanlığa engel olmak bilime, eğitime ve teknolojiye de karşı durmaktır.

Uzmanlığa karşı olunmasının nedenleri ticari kaygı ve uzmanlık çıkınca uzman olmayan diş hekimleri işsiz kalacakları korkusudur. Ancak bu düşünceler uzmanlık sınırları etik olarak tespit edilerek ortadan kaldırılabilir. Diş hekimliği fakültelerinden mezun olan diş hekimleri birçok mesleklere göre oldukça donanımlı olarak mezun olmaktalar. Çoğu ağız diş sağlığı hizmetlerini verebilmektedir. Ancak diş hekimi eğitim/öğretimi süresince tam öğrenilemeyecek ve uzmanlık gerektiren tedavi yaklaşımları vardır.

Bu tedavi yaklaşımları bazı çevrelerce önerildiği gibi birkaç aylık kurs programları ile diş hekimliği eğitim süresinin 6 yıla çıkartılması ile vb. şekilde öğretilemez. Uzmanlık süresi en az 3-4 yıldır. Bu süre bile uzmanlık tecrübesi için yetmeyebilir. Kaldı ki birkaç aylık sürelerde uzmanların uygulayabileceği tedaviler öğretilmeye kalkıldığında hastalara zarar verilmesi olasıdır. Bir bilgi verilecek ise tam verilmelidir. Yarım yamalak bilgiler hata riskini yükseltir.

Sonuç olarak dünyada diş hekimliğindeki bunca bilimsel ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak diş hekimliğinde klinik dallarda (protez, ortodonti, ağız-diş-çene cerrahisi, periodontoloji, pedodonti, oral radyoloji ve diş hastalıkları-tedavisi ana bilim dallarında) kaçınılmazdır ve şarttır. "Diş hekimliğinde uzmanlık olsun mu olmasın mı, ya da hangi dallarda uzmanlığa razı olalım" şeklindeki görüşlerin hâlâ tartışılıyor olması dünyada ve dolayısıyla ülkemizde diş hekimliği teknolojisi ve bilimsel gelişmeleri reddetmektir. Pratisyen ve uzman diş hekimlerinin yetki ve sınırları doğru belirlendiği takdirde "Uzmanlık çıkarsa pratisyen diş hekimleri ne yapacak, işsiz mi kalacak?" sıkıntıları da giderilmiş olacaktır.